Komalen Jinen Ciwan

Nalîn Ararat ✍️

Komün; bir toplumun kültürünü belirleyen halkların oluşturdukları ortak yaşam tarzıdır demek daha doğrudur. Çünkü bireylerden oluşan toplumsal dokunun, yaşına, cinsiyetine, yeteneğine bakılmaksızın kendi ihtiyaçları temelinde katılım gösterdikleri ve paylaşımın olduğu eşitlikçi toplum sisteminin her grubunu tanımlama formudur. Grup üyelerinin herhangi bir karşılık beklemeden yetenekleriyle yaşama katıldıkları ve ihtiyaçlarını da buradan karşıladıkları, birey ve toplum yapısına en uygun sistem de diyebiliriz. Eşitlikçi, paylaşımcı, ortaklaştırılan emeğin ortaya çıkardığı formun geniş uygulanmasının yarattığı sisteme komünal sistem demek de doğru bir tanımlamadır.

Günümüzde komün dendiğinde çoğunlukla ekonomik bir grup olarak değerlendirilmektedir. Komünü ekonomik bir grup olarak tanımlamak dar ve yetersiz kalacağı gibi yaşamın bütün ihtiyaç alanlarını karşılaması yönünde de ele almak önemli olacaktır. Salt bir boyut ya da bir yönlü ele almak toplumun yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayamadığı gibi başka sorunsallıkları da beraberinde getirecektir. Çünkü anti-toplum sistemine alternatif bir formu da içinde barındırmaktadır. Diyebiliriz ki yaşamsal, siyasal ve örgütsel bir bütünlüğü de temsil etmektedir. Ortaklaşmacı ya da gelişen sistemle birlikte ortak aklın oluşturduğu üretim faaliyetlerinin yanında yaşamsal, siyasal ve yönetimsel katılımdır da aynı zamanda. Topluluk ya da grubu düşünmeye sevk eden ve geleceği tüm topluluk üyelerinin ortak düşünceleri sonucu belirlenmektedir. Komün yaşamla birlikte tam eşitlik, yaşamın tüm alanlarında olduğu kadar siyasal ve örgütsel alanda da doğalında gerçekleşir. Bu örgütsel yapının ortaya çıkmasıyla birlikte demokratik kültürün de gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Komünleşmeyle ortaya çıkan komün yaklaşım ve ilişkilerini de etkilemektedir. Komünal kişilik, komün yaşam ilişki ve yaklaşımları temelinde form kazanan bireylerin kazandığı değerlerin tümü demokrasi kültürünün oluşumunu da beraberinde getirir.

Komün sisteminin başat öncüleri kadınlar ve gençlerdir. Çünkü tarihte ilk toplumsal form ana-kadın etrafında oluştuğu için bugün de toplumsal form kadın ve genç kadınlar etrafında da şekillenecektir. Gözle görülür bir örnek vermek gerekirse Kürtler açısından Rojava en büyük devrim deneyimlerinin yaşandığı Kürdistani bir yerdir. Her saniyesinde büyük bedellerin ödendiği Rojava’da anlamlı bir yaşamı, büyük devrimci yaşam kadınların devrimi olarak taçlandı. Rojava, çağımızın kadın devrim merkezi, özgürlük ve eşitlik Kürt birliğinin ruhu olarak hafızalarda yer aldı. Hegemonik zihniyette ise tasfiye edilmesi, halkların kırımdan geçirilmesi gereken çok tehlikeli bir yer olarak görülmekte onun için de amansız bir savaş kıyasıya yürütülmektedir. Tüm saldırılara karşı topyekün yediden yetmişe insanların bir araya gelerek sahiplendikleri tarihi bir misyonla kazanımları koruyup, büyüterek komünal yaşamı inşa ederek bertaraf etmemiz gerekiyor.

Ortadoğu’da, Kapitalist modernite ve Demokratik Modernitenin zirvede savaştığı bir coğrafya olması itibariyle de yoğun yönelimler altında kalmaktadır. Ortaya çıkan sonuç Önderliğimizin tarihi tespitlerini bir kez daha doğru kılmaktadır. Önderliğimizin de belirttiği gibi “ Tarih bir sınıf savaşımı tarihi değil; bir devlet ve komün çatışmasından ibarettir.” tespiti bir kez daha bizlere iki karşıt düşüncenin çatıştığını sorunların ne kadar köklü olduğunu göstermektedir. Ortadoğu, kaos ve krizin merkezi konumunda tutulmaktadır. Hâlbuki ki toplum kök hücresi olan toplumların kendilerini ifade ettikleri, kendilerini yönettikleri bir sisteme ihtiyaç duymaktadır. Demokratik Modernite sistemiyle halklar tüm sorunlarını çözebilirler.

Rojava kadın devrimi bir çok açıdan ilklerin yaşandığı bir coğrafyayı da temsil etmektedir. Sistemsel olarak bu coğrafyada yaşayan tüm halkların kendisini ifade ettiği, katılımı esas aldığı, sorunlarını çözdüğü bir yerdir de aynı zamanda. Böyle bir zeminde denenmiş ve ortaya çıkan köy komün çalışmalarına değinmeden geçemiyor insan. Rojava’da denenen ve sonuçları bakımından önemli ivme kazanan komünal köy projesinden de söz etmek gerekiyor. Somut, gözle görülür, elle dokunulur sonuçların emekle ortaya çıkması da güzel ve anlamlı bir deneyimin ortaya çıkması önemlidir. Model olarak ele alınıp çalışması yürütülen acaba denenmiş mi gibi sorulara verilecek en anlamlı cevaptır. Buradaki amaç; toplumsal yaşamın temelinde köy yaşamının olmasına rağmen artan sanayileşme ve tarım sektöründe yaşanan köklü değişimler dünya genelinde olduğu gibi yaşadığımız coğrafyada kentleşme yönünde artan bir toplumsal değişim sürecini de beraberinde getirmiştir. Dış yönelimlerin yoğun olduğu, emeğin satıldığı, kiralandığı günümüz koşullarında emeğini sahiplenme ve ürettiği kadar yaşam standartlarını yükseltme düşüncesinin güçlenmesi insanlık için büyük bir adımdır. Çünkü bugün sosyal yaşantıyı belirleyen en önemli olgu köylerden kentlere yönelen nüfus akımlarıdır. Köyden kente doğru yaşanan bu hızlı göçün, kentlerde de birçok problemi yarattığı bilinmektedir. Alt yapı yetersizliği, çevre kirliliği ve suç oranlarındaki artışlar, insanlardaki düşünsel gücün hapsolması vb. olmak üzere bir çok sorunun yaşanmasına neden olurken köylerimizi de hüzün dolu bir sessizliğe mahkum etmiştir. İnsanlık tarihinin en köklü devrimi olan tarım köy toplumunu yaşanılır kılma temelinde doğal yaşama doğru radikal adım atmanın gerekliliğinden söz etmektedir. Kapitalist modernitenin kendisini dayandırdığı toplumsallığın gün be gün nasıl savrulduğunu hepimiz görmekteyiz. Komünal yaşam zihniyetinin örgütlendirilmesi ve görünür bir yaşam inşaasının zihniyetiyle değişim ve dönüşüm toplumları daha güçlü ayakta tutabilmesi açısından önemini her zaman korumaktadır.

Deneyimlenen komünal köy projesindeki sonuçlar inanılmaz bir örgütlülüğü yaşamsal olarak geliştirdi. Komünal yaşamla insanlar daha birbirlerine yakın, samimi, emeği paylaşan, ortak yaşamı oluşturan, çıkarsız, sade, kendi kararlarını alan, haksızlığa karşı çıkan, çevreye duyarlı, kendilerini yönetebilen bir güce de ulaştıklarını kendilerinin dile getirmesi ve sürekli olarak biz eskiden keşke böyle yaklaşsaydık bugün daha farklı olurdu düşüncesi gözlerindeki hüznün ve yüreklerindeki yapabilme sevinçlerinin resmi olmaktaydı. Bir toplumun olmazsa olmazı olan ahlaki ve politik bir düzeye ulaştığını ifadesi bu olsa gerek. Özellikle kadınların biz bunları bilmiyorduk, bu nasıl oldu şaşkınlıklarına, hayretlerine söyleyecek söz bulmak zordu. Yıllarca kendi düşünce güçlerinden yoksun bırakılmalarının itirafıydı aslında. Kendilerini geliştirip kendilerinden sonrakilere öğretici şekilde yaklaşmaları ise işte bu komün sistemi dedirten türden bir tarzın doğuşuydu.

Komün içerisinde genç kadınların özgün olarak kendilerini örgütlemeleri önemli bir birliği, birlikteliğin, paylaşımın, öğrenme istemlerinin bir adımıydı. Genç kadınların komün içerisinde kendi ihtiyaçlarını belirleyerek düzenli bir program oluşturmuş olmaları ilk adımın heyecanıyla bir araya gelmelerinin duygusunu tarif etmeyi sizlere bırakıyorum. Düşünsel gelişim önündeki tüm engelleri aşacak seminerleri örgütleyerek hazırlanmaları içindeki korku, kaygı, ben yapamam kısacası kendi yaşıtları arasında kendileriyle yüzleşecekleri bir zemin oluşturmak önemli oldu. Bildiklerinin bilmedikleri şeyler yanında ne kadar zayıf, cılız kaldığını kendilerinin bizzat deneyimleyerek anlamalarında atölye çalışma istemlerini daha da güçlendirdi. Öncelikle bir çalışmayı yapmadan onun kararını oluşturmak için uğraşan ve nasıl yapacağız sorularını defalarca kendilerine sormaları sonucunda belli bir süreden sonra sorgulama düzeylerini güçlendirdi. Kendilerindeki değişimi gördükleri zaman aynı ortamda paylaşma istemlerindeki duygu dünyaları ve ortaya çıkardıkları sonuçlar açısından toplumsallığın önemli bir ayağını oluşturduklarına ikna oldular. Örgütlü yapıyla birlik büyüklerin artık kendi düşüncelerini sormaları aile içerisinde rahat katılım ve görüşlerini söylemeleri öz güvenin oluşmasına vesile olduğunu bizzat dile getirdikleri sözlerinde çok net anlaşılıyordu. Özcesi kendi komün sistemini oluşturan kadınlar, kendilerindeki değişimi ve gücü fark ettiklerinde kendilerine güvenleri daha çok gelişiyor. Sözleri o kadar güçlenmişti ki insana sıradan sözler gelmiyordu. Aslında arkalarında bıraktıkları güçsüzlükleri, utangaçlıkları, emeklerini sahiplenmelerinin, yaşama nasıl katılmalarının bilinciydi.

İnsanların bir araya gelerek oluşturacakları komün yaşamın her alanında etkili sonuçları açığa çıkaracaktır. Nerede olursak olalım yeter ki komün değerleriyle bir araya gelelim. Köyde olur, mahallede olur, kentte olur, okulda olur yani özcesi nerede olursa olsun bir aradalığı oluşturacağımız her an çok değerli ve anlamlı olacaktır.

NALİN ARARAT