Komalen Jinen Ciwan


Sitî Jiyan Mak ✍️

Toplumsal bir varlık olan insan düşünce ve anlam gücü ile oluşumunu sağlamış, hâkim bir sistem haline gelerek de ideolojik kimlikle var olabilmiştir. Apocu ideolojiye baktığımızda da varlığını somut olarak “toplumsallaşan” ideoloji ile gerçekleştirdiğini görebilmekteyiz.
Yine toplumsal tarih gerçekliğinden günümüze kadar da ele aldığımızda komünal ideolojinin hiçbir zaman yok olmadığını görebilmekteyiz. Hiçbir zaman doğal toplumda kalmayarak, büyük direnişlerle canlılık arz ettiği için bastırılarak geriye düşmüş olsa da çok büyük direnişlerle günümüze kadar gelmiştir. Toplumun ve dönemin barışı, kardeşliği, paylaşımı bu dönem kavram olarak kutsallaştırdığımız, dile getirdiğimiz halkın dilinden düşmeyen kavramlara dönüşmüştür. Günümüzdeki barış ve kardeşlik kavramları dahi kaynağını buradan almaktadır. Önder Apo da bu süreci “toplumsal barış ve demokrasi” süreci olarak tanımladı. Aslında bu komünal değerlerin tarihsel sürecinden süzülüp gelmedir. Eşitlik, komünal yaşam, kollektif çalışma hepsi bu toplumsal değerlerden gelen kavramlardır. Dikkat edelim, sınıflı toplumda da bir direnişin, geçiş aşamasında bir dengenin olduğunu, Prohometeusların, Spartaküslerin, Afroditlerin, İnannaların, Tiamatların bir direnişi söz konusudur. Dinler tarihinde de yine öyledir. Mistik hareketlerin, tarikatların, Rönesans’ta o kaos aralığında yine komünal ideolojinin kendisini ifade edişi bu değerlerin gün yüzüne çıkışı var. Kapitalizm döneminde de böyledir. Özellikle 200 yıllık bir süreçte çevre hareketleri çok gelişmiş, ekolojik hareketler, çeşitli etnik örgütlenmeler çok fazla gelişmiştir. Yine, feminist hareketler çıkış itibariyle komünal çıkışlardır. Kuşkusuz ilk çıkışları gibi kalmayarak parçalanmış, sınıf ideolojisine göre şekil alanlar ve bu anlamda eleştirdiğimiz hareketler vardır, fakat ilk çıkışları komünal değerlerin kendisini dışa vuruşudur. Sonuç olarak demokratik komünal ideolojiyle, sınıflı toplum ideolojisinin çatışmasını bugün de çok yoğun bir şekilde görmekteyiz. Özgürlük hareketinin ilk çıkışını ele aldığımızda da sınıflı toplum ideolojisi, devlet-iktidar anlayışı esastı. Paradigma değişimi ve Önder Apo savunmalarıyla birlikte komünal ideoloji tarihsel ve sosyolojik netliğine ulaşmıştır. Fakat halen de reel sosyalizm ve liberalizm ile ciddi bir mücadele hali vardır. Bu anlamda demokratik komünal ideolojiyi tamamen yaşama durumu yoktur. Esasında komünal ideolojiyle, devlet-iktidar ideolojisinin çok ciddi bir çatışma haline şahitlik etmekteyiz.
Politika da ideolojiyi yaşama geçirmede güçlü yol ve yöntemleri devreye koymadır. Bir ideolojiyi yaşamsal kılmak için de politik araçları çok güçlü bir şekilde kullanmayı gerektirmektedir. Bu anlamda politika, ideolojinin pratik yaşama geçebilmesi için en büyük ihtiyaç olmaktadır. İdeolojik ve politik öncü gerçekliği de böylesi süreçlerde rol oynamaktadır. Bu nedenle sadece ideolojik olma yetmemektedir. Önderliğimizin dikkat çektiği ideolojik, politik cesarete sahip öncülüğü gerçekleştirmek büyük bir elzem olmaktadır.
Politika tanımlamasının birçoğu devlet zihniyetli tanımlamalardır. Bazı kaynaklarda; “doğruyu yanlış, yanlışı doğru gösterme” bu anlamda yalan üzerinden toplumun güvenini kazanma, kitleleri etkileme, bunun üzerinden kendi ideolojisini, siyasetini yürütme ve kitle desteğini kazanmak için birçok yalana başvurmadır. Diğer tanımı devlet tarafından yapılan bütün faaliyetleri kamu, askeri ve güvenlik çalışmaları birçok noktada devlet faaliyetlerinin tümüne politika tanımı denilmektedir. Bir tanımlama da Arapça da seyis kavramından gelmektedir. Terbiye etme, toplumu terbiye etme olarak değerlendirilmektedir. Bir toplumu ne kadar terbiye ediyorsan yürütmüş olduğun politika da o kadar gelişmiştir. Çünkü toplum birçok şeyin bilincinde değildir. Seyis kavramı da buradan gelmektedir. Yine farklı bir tanımlama özellikle Yunanistan’da polise, şehrin yönetilmesi, sitelerin yönetilmesi anlamında kullanılmaktadır. Yani kent devletleri ve şehir devletlerinin yönetim faaliyetlerinin tümüne politika deniliyor. Yine doğu uygarlıklarından birçok tanımlama devlet yönetimiyle ilgili tanımlamalardır. İngiliz dilinde, Polit- polite anlamında kullanılmaktadır. Yani siyaset bir anlayış, bir eylem, bir program ve bir kişinin, gurubun, hükümetin eylem biçimidir. Çeşitli tanımlamalarda siyaset, güç, yetki denetim mekanizması olarak tanımlanıyor. Kısacası güçlüysen, yetkiyle çok fazla donanmışsan bir de denetim erkin varsa politika yapıyorsun demektir. İktidar, otorite, güç devlet anlamında kullanılmaktadır. Yine politika bir savaştır, bir çatışma biçimidir. Düşüncelerin çatışmasıdır, askeri güçlerin çatışmasıdır, bunların bütün faaliyetlerine politika diye tanımlama getirilmiştir. Toplumsal uyumu sağlayan ilişkilerin bütününe de politika denilmektedir. Kendince bir takım demokratik normlarda kullanarak bu tür ve çok farklı tanımlamamalar var. Toplumu etkileme, toplum üzerinde egemenlik kurma yine toplum ilişkilerini düzenleme, toplumun tüm yeraltı kaynaklarının üzerinden hegemonya geliştirme amacıyla ortaklaştığı yanlar da vardır. Yani bir yönetim biçimi, bir güç erki olarak da değerlendirilmektedir. Yani bu anlamda ortaklaşan yanlar bulunmaktadır.
Önder Apo politikayı, yaşamsal faaliyetlerin bütünü olarak tanımlamaktadır. İnsan, zihinsel, bedensel ve duygusal olarak bir bütünlüğü ifade etmektedir. Bu anlamda bütün hareketlere ve davranışlara inandığı bir ideoloji var. Sisteme kavuşmuş iradi ve toplumsal bir güç olan ideoloji, neye inanıyorsan ve bilimsel olarak neyi anlamak istiyorsan, neyi yapmak istiyorsan onu iradeye kavuşturup yaşamda uygulamadır. Yaşamda uygulama biçimi de politika olmaktadır. Bu anlamda Önder Apo’nun politika anlayışı yaşamın bütün faaliyetleri olmaktadır. Yine Önderliğin politika anlayışında karar mekanizması çok güçlüdür. Bu kararlaşma ve irade olmak, sadece bir bireye ve guruba ait değildir. Geçmişte bir halk, toplum adına yürütülen bir politika vardı. Fakat Önderlik bunu da değiştirerek, – halk kendi kendisine politika yapmalı- halkın iradesi ve halkın karar mekanizmasında yer edinmesi ve kendi politikasını kendisinin belirlemesi anlayışını geliştirmiştir. Bu anlamda geçmişteki gibi bir halk adına politika yapma gerçekçi olmamaktadır. Halkın iradesinin olacağı, karar mekanizmasının olabileceği tüm faaliyetleri Önder APO politika olarak değerlendirmektedir. Yine Önderlikteki politika canlıdır. Halka ait olanı halka geri verme olayıdır. Topluma ait olan her şeyi siyaset ve sosyal alana kadar halka geri vermedir. Komünal değerler içerisinde ve komünal değerleri güçlendiren temelde yapılan tüm faaliyetler olmaktadır. Komünal siyaseti güçlendirme, toplum ve birey iradesini güçlendirme anlamında da bütün bireylere rol düşmektedir. Kısacası manifesto ile birlikte Önder APO pozitif görevlerimizi bizlere belirterek “negatif görevler bitti sıra pozitif görevlerde” diyerek görev ve sorumluluklarımızı en açık ve net bir şekilde önümüze koymuştur. Komün örgütlenmesinden, politik öncü gerçekliğine dikkat çekerek yeni sürecin katılım tarzını belirlemiştir. Bunu tüm militan yapısı, yurtsever ve enternasyonal kesimler içinde de belirtmiştir.

Varlığı inkâr edilen bir halkın, varlığını ispatlaması ve şimdi de bu halka özgürlük bilincinin verilmesi, Kürt aklının geliştirilmesi ile sağlanacaktır. Çözüm gücünün, yol ve yöntemleri Önderlik öncülüğünde geliştirilmektedir. Önderlik ısrarla komünden bahsetmektedir. Bir organizasyon içinde tüm yaşamını örgütleme de bir komün örgütlenmesi, politik örgütlenme olmaktadır. Yurtseverlik ölçülerinin büyütülmesi, toplumsal değerlerin geliştirilmesi de pozitif görevlerin bir başlangıcı olmaktadır. Yine etik değerlerin, ahlak normlarının güçlü olduğu yerlerde komünal politika geliştirilir. Günümüz toplum gerçekliğinde sınıflı toplumun ahlak ve etik değerlere yaklaşımı korkunç derecededir. Çok ciddi toplumsal çöküntüler ve toplumda ciddi çürümeler yaşanmaktadır. Kadına, gençliğe, ekolojiye yaklaşımda ahlak sorunları yaşanılmaktadır. Önderliğin politika anlayışında çok güçlü bir toplumsal ahlak, etik değerler vardır. Doğal toplum gerçekliğine baktığımızda da, politikanın köklerinin görebilmekteyiz. Yaşamın düzenlenmesi orada bir siyaset ve politikadır. İnsan iradesi orada kendi varlığını gösterebilmiştir. İnsan iradesi kendi eylemiyle bir toplumsallığı geliştiriyor, bir toplumu düzenliyor. Üretimi düzenliyor, iş bölümü yapıyor, bu anlamda toplumun düzenlenmesi ve iş bölümüne gitmesi aslında doğal toplum içerisinde bir politikanın yürütüldüğünü bize gösteriyor. Yine doğa ile ilişkiler ve doğayı koruma, doğayı kutsama, doğadan yararlanma canlıcılık, animizm var. O yüzden bazı bitki ve hayvanları koruma, çevreyi düzenleme, kendi ihtiyaçlarını bu temelde karşılama, çevreye bir bakış açısı. Bu da siyasetin bir yönü olabiliyor. Toplumu düzenlemede siyasetin nüvelerini görebiliyoruz. Çevre ile olan ilişkilerini, doğa ile olan ilişkilerini de düzenleme anlamında politikayı görebiliyoruz. Yine toplum içerisinde üretim ilişkilerini belirleme buna göre komünal bir toplumda, herkesin gücüne göre yapabileceği işler bellidir. Kadınlar, çocuklar, ve gençler bu anlamda toplumsallaşmada iş bölümü çok önemlidir, bu iş bölümünü sağlamak da politika olabiliyor. Tabi bu siyasetin mantığı çok önemli, toplumu düzenleme, çevreyi düzenleme, komünal çıkarları savunmadır, üretim ilişkilerini belirlemedir, yani bu konuda yapılan bütün eylem ve faaliyetler politika olmaktadır. Tabi burada doğal toplum yani komünal siyasetin özellikleri grupçudur, siyaset bireysel değil, komünaldir. Yani birinin çıkıp da o komün adına siyaset yapma durumu yok. Bu anlamda komünal bir siyasettir ve homojendir. Ortak bir zihniyetle gelişen bir siyaset anlayışı var. Yine mantıkta ve iş bölümünde tamamlayıcılık ön plandadır. Siyasette parçalayan, bölen, karşıtlaştıran yönünden ziyade tamamlayıcılık çok fazla ön plandadır. Birbirini tamamlama doğal toplum politikasında en temel ilkelerinden bir tanesi olmaktadır. Düzenleniş, yaşamı düzenleme, yine gönüllülük temelinde bütün eylemlere katılmada doğal toplum siyasetinin en önemli yanlarından bir tanesidir. Yine zorunlu ya da isteksiz değil, gönüllülük temelinde katılım çok önemli, yine yaratıcılık, yararlılık doğal toplumun politikası olmaktadır. Bu nedenle komünal politika toplumcu politika olmaktadır. Yine insan yaşamının örgütlenmesinin en güçlü zemini olabiliyor. Yani yaşam ve siyaset komünal toplumla ayrışmamıştır. Şimdi sınıflı toplumda siyaset bazı erklerin, bazı otoritelerin, bazı gurupların elindedir. Ama komünal siyasette yaşam ve siyaset çok iç içedir. Her insanın eylemi bir siyasete tekabül ediyor, çünkü iradeleşmiş düşüncenin eyleme geçmesidir. O anlamda yaşam ile siyasetin, politikanın birbirinden ayrışmadığını görebiliyoruz.
Sınıflı toplum gerçekliği ile beraber özelde kadın ve gençliğin politikaya yaklaşımında ciddi sorunlar açığa çıkmıştır. “Politika yalandır, ortam siyasaldır ben konuşamıyorum, ortam siyasal olduğu için bana karşı kullanılır, ortam politize olmuş” vb. yaklaşımlar ile politikadan ve siyasetten kopan bir kadın ve gençlik gerçekliği var. Ben politikayı sevmiyorum, denilmektedir. Fakat bizim sevmediğimiz siyaset ve politika anlayışı sınıflı toplumun oluşturduğu bir politikadır. Buna karşı olma da toplumsal komün politikasını geliştirme ile olmalıdır.

Önderliğin iktidar ve devleti köklü tahlil etmesi, ideolojik-siyasi ve politik çözümlemeleri kapsamlı kılıp ataerkil- devletçi ideolojilerin tıkanıklıklarının çözümleyerek aşmasının temelinde sosyalizmi yaşamsal bir ideoloji olarak ele alması, tarihsel gerçeklikten uzak alt-üst, özne-nesne ayrımlarını aşması vardır. Bu anlamda tüm sorunların çözümüne komünü koymuştur. Önderlik yaklaşımının özünde, iktidarın dönüşümü ile toplumsal yapı arasındaki ilişkiyi çözümlemesi, toplumsal yaşamın hiçbir sorununu ertelenebilir görmemesi, özgürlüğü komple ele alması vardır. Tüm gelişimlerinde toplum inşasını gerçekleştirme, özgür kadın, özgür toplum gerçekleşmesini mücadelenin temeli olarak görmüş ve özgürlüğü komple ele almıştır. Bu anlamda politik kişilik Önderlik çizgisinin özünü, özgürlük anlayışını en somut ve çarpıcı yansıtan boyutu olmaktadır.
Politik kişilik insana yaklaşımın, özgürlüğe yaklaşımın, devletçi-iktidarcı ve dar sınıfsal sınırları aşarak kendi öz tanımına kavuşmadır. İktidarcı-devletçi toplumun kendisinin basit bir uzantısına, basit bir nesneye indirgediği boyutların aşılarak yeni toplumun özgür, iradeli bireyler yoluyla yeniden inşasına öncelik verilmesidir. Bu anlamda Önder Apo da savunma ve çözümlemeler ile yeni bir insan tanımlaması ile toplumsal tanımlamayı çok somut bir şekilde ifade etmiştir. Varlığını ispatlamış Kürt bireyi ve kişiliği de bunun somut ifadesi olurken politikleşmeyen yönler de özgür kişilik önünde en büyük engel olma durumudur.

İnsan ait olduğu toplumunda oluştuğu gibi, her oluşum aynı zamanda toplumu yeniden yapıp ona devamlılık kazandırmak anlamına gelmektedir. İnsanlık yaptığı politika veya pratik sonucunda toplumunu yaratır. Bu nedenle politik olma insanlık için olmazsa olmaz kabilinden bir faaliyettir. O zaman yaşamın hakikatini ararken, sadece yaşamın komünalliğini değil, bu yaşamın nasıl devam ettiğini tespit etmek de önemli bir husus olmaktadır.
Toplumsal değişim ve dönüşümde ahlakiliğin ilk sınandığı nokta iş seçme noktasıdır. İş seçmek “Hangi iş daha doğru olur?” sorusuna yanıt olacak pratiğe yönelmektir. Bu seçimin toplumsal karşılığı politikadır. Bu seçim olgusundan dolayı Önder APO politikanın anlamını ‘özgürlük sanatı’ olarak belirlemenin daha iyi bir tanımlama olabileceğini söyledi. Bu temel ilkeden dolayı Önder APO politika olgusunun ahlakla bağını da çarpıcı biçimde ortaya koydu. “Ahlakın işlevi hayati işleri en iyi yapmaksa, politikanın işlevi ise en iyi işleri bulmaktır. Dikkat edilirse, politika hem ahlaki boyut taşıyor, hem de daha fazlasını. İyi işleri bulmak kolay değildir. İşleri çok iyi tanımayı, yani bilgi ve bilimi, bir de bulmayı yani araştırmayı gerektirir. İyi kavramı da buna dâhil olunca, ahlakı bilmeyi de gerektirir. Görüldüğü gibi politika çok zor bir sanattır. İçine girilen önemli bir yanılgı, politikanın devlet, imparatorluk, hanedan, ulus, şirket, sınıf vb. gibi büyük hacimli kavramlarla iç içe düşünülmesidir. Politikayı bunlar ve benzer olgular ve kavramlarla iç içe düşünmek anlamını düşürebilir. Gerçek politika tarifinde gizlidir: Toplumun hayati çıkarlarını özgürlük, eşitlik ve demokrasiden başka hiçbir kavramlar grubu izah edemez. O halde politika esas olarak, ahlaki ve politik toplumun her koşul altında bu niteliğini veya varoluşunu sürdürebilmesi için yapılan özgürlük, eşitlik ve demokratikleşme eylemliliği demektir. ”
Tüm bu değerlendirmelerden hareketle toplumun komünal ve canlı bir organizasyonu ifade ettiğini, aynı zamanda kendisini doğada gerçekleştirmek için de sürekli hareketlilik halinde olan bir yapılanma olduğunu söyleyebiliriz. Toplumsal hareketlilik yaşamı var eden toplumsal işlerdir. Toplumsal işler insanı diğer canlılardan ayıran faaliyetlerdir. Dolayısıyla ideolojik ve politik olma insanın kendisini içinde gerçekleştirdiği bir eylem alanıdır.
Sonuç olarak Apocu ideoloji komünaldir, sosyalisttir ve politika da bunun eylemi olmaktadır. Kadın ve gençliğin de bu anlamda esas görevi komünal siyaset ve politikayı geliştirmedir.