Yurtsever Genç Kadın Dergisinin Mart – Nisan Sayısı Çıktı

Yurtsever Genç Kadın dergimiz 2026 yılının Mart-Nisan ayı sayısında, “ŞİMDİ KADIN ZAMANI ” şiarıyla okurlarıyla buluşuyor. Dergimiz “8 Mart’tan 21 Mart’a Uzanan Kadın Direnişi ” teması bahar ayındaki sayısıyla yeniden sizlerle. Yeni süreçte kadın komünlerinin inşasını eksenine alan dergimizde, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve 21 Mart Newroz ateşiyle yaşamı aydınlatan fedai devrimcileri konu alan “Yalnızca Bir Gün Değil” adlı önderlik talimatı yer alıyor. “Komünleşerek Özgürleşelim” adlı genç kadın perspektifi ve “Geçmişin Aşılması Gereken Tarzı” adlı üniversite perspektifini de sizlerle paylaşıyoruz. Dosya da kadın öncülüğünde geliştirilen komünal toplumsallığa, Kadının kaleminden bölümünde ise baharı halkların birliğiyle karşılamanın sanatsal bakışına yer verdik. Dergimizin ideoloji bölümünde genç kadınlara yönelik, komünlerin inşasıyla özgür kadın kimliğini yaratma görevlerini konu alan “ARİN’LERDEN DENİZ’LERE AKAN KADIN DİRENİŞİ; ROJAVA DEVRİMİ” adlı yazımızı sizlerle buluşturuyoruz. 2026 yılında genç kadınların direniş sembolü olan Şehit Deniz Çiyanın destansı yaşam gerçekliğine portre bölümümüzde bir nebzede olsa yasıtmaya çalıştık.. Yurtsever Genç Kadın dergimiz, diğer sayılarında özgürlük arayışçılarına ışık olmaya devam edecektir. Yeni bir sayıda buluşuncaya dek, kadının zamanı ve eylemselliği ile her daim genç kalın genç yaşayın!
Kürdistan Halkının Ulusal İradesi – II

Bütün işlerin kendisinden başladığı büyük iş, halkımız iş istiyor. Halkımız onur istiyor halkımız sağlık istiyor, eğitim istiyor. Hepsi buradan başlar. Bu halledilmez hiç birisi olmaz. O açıdan eli iş yapan ağzı laf süren, ben varım diyecek. Kim nerede olursa olsun bu işe koşmalı, sabah erkenden koşmalı yatmadan önce duası bu işle bitmeli. Böyle olursa göreceğiz ki yani evet halkımız şimdiye kadar biraz ulusal yönden uyandı. biraz kimliğini kabul ettirebildi dosta düşmana bundan sonra ezici bir biçiminde gücünü kabul ettirecek, çıkarını kabul ettirecek. Ve göreceğiz ki bir halk içinde yaşam bu. Ve göreceğiz ki vay be şimdiye kadar bu yaşama ulaşmamakta kendimize en büyük kötülüğü yapmışız. ve göreceğiz ki bu yaşamın dışında bir yaşam hiçbir biçim geçerli değilmiş. Yalan yaşamışız, aldatılmışız, ihanete uğramışız. Ve diyeceğiz ki bu yaşam gerçekten biricik namuslu, onurlu ve vazgeçilmez bir yaşamdır. Maddiyatı içinde böyledir maneviyatı içinde bu böyledir. Kürdistan halkı içinden geçmekte olduğu tarihi süreç içinde özellikle son 1-2 yılın öz eylem biçimleri olarak kendi serhildanlarına dayanarak bir adım daha ileri atmakla karşı karşıyadır. İçinde geçtiğimiz yıl büyük bir hamle yılı halkımız büyük bir ayaklanma yılıdır. Yılbaşında itibaren halkımız zaten karda kışta da ölümüne direnebileceğini göstermiştir. Bizler her türlü ayaklanmaya hazırız. Halkımız böylesine yüce amaçlar için ayağa kalkmıştır. Daha da büyüğünü yaygın biçimde tüm vatan köşelerine ve komşu halklara da taşıyacaktır. Böyle yıllara sadece coşku ile yaklaşılır. Böylesine kader çizen bir halk için çok söylenir bayram gibi olan bir döneme selam dururuz.
Özel Savaşa Karşı Yurtseverlik Görevlerimiz – IV

Sizden daha fazla önderlik ölçülerini bulmak, yaşamak temsil etmek, en büyük savaşımım oldu. Sizin için kolayı ortaya çıkardım. Çünkü temsil ettim. Bağlanmak yaşamak kolay ama bunu bulmak onu en ileri derecede yaşamak çok zordur. Onun için kendimle ben diyorum ki bir Önderliğe bağlıyım. Bir önderlik geliştiriyorum. Bu bugün PKK’de somutlaşıyor. Bende somutlaşıyor. Yarın daha gelişmiş bir halkın kendi kişiliğinde somutlaşıyor. Bir halk kendisi bir halk haline geliyor. mesele ona hizmet edebilmek, mesele doğru şeyleri verebilmek mesele ona emsal teşkil etmek. Yapmam bunu. Benimde görevlerimdir sizinde görevlerinizdir. Bende uyucam sizde uyacaksınız. Önderlik gereklidir doğru kavranılınır, doğru uygulanılır. Oynanmaz bende oynamamalıyım sizde oynamamalısınız. Madem önderlik dünden bugüne kadar çok şey kaybetti, sahte önderler çok şey kaybettirdi. O halde doğru önderliği yargılamaktan en acımasız olmalıyız diyorum. Ben bunu çok büyük bir acımasızlık yaşamalıyım sizde yaşamalısınız. Çünkü önderlik Kürdistan halkı için kolay yaratılamıyor kolay kurulmuyor. Kolay temsil edilinemiyor. O halde madem demek önderlik fırsatı yakalanmıştır. PKK biçiminde buna göz kulak olmalıyız. Bunu herkesin yapması gereken iş vardır diyip görevini yapma, ve mesele sadece bana bağlanmak değil ben bugün var yarın yokum. Veya önderlik sadece kişisel bir varlık değildir. Düşünceleriyle ruhuyla duygularıyla bir önderliktir. Ve yüzyılları da kuşatır. Bir halk önderliği söz konusuysa halkın varlığı süresince önderliktir. Eğer önderlik böyle anlaşılırsa herkesin yerine getireceği görevler vardır. İyiliği, doğruyu, güzelliği yansıtmakta herkes yarışırcasına değerler oluşturur onu önderlik biçiminde temsil eder. Eğer önderliği bu biçimde kavramış olursak bu işte sağlam yürür ve başarı kesindir.
Özel Savaşa Karşı Yurtseverlik Görevlerimiz- III

Önder APO’nun Yurtseverlik üzerine değerlendirmeleri. Yürüyüş uygun bir tempoda sürmektedir. Her geçen gün daha fazla kişi katılıyor. Kadınlar daha hızlanıyor. Bağımsızlık, özgürlük bir umut olmaktan çıkıyor yaşamın ta kendisi haline geliyor. Bir avuç öncünün meselesi olmaktan çıkmış, bir avuç savaşçının savaşımı olmaktan çıkmış milyonların ayaklanmasına dönüşüyor. Ve bu tarihimizde ilk defa böyle gelişiyor. Dolayısıyla mademki böyle eşsiz bir fırsatı yakalamışız, herkese ilgisi ve savaş imkanı verilmiş, o halde gün bugündür, dün değil bunu görmek gerekir. Çünkü tarih her zaman yürü ya kulum deme. Yüzyıldır bizim için belkide ilk defa yürü ya kulum diyor o halde yürümesini bileceksiniz. Bunun ucunda sadece bağımsızlığı kazanmak değil özgürlüğü kazanmak değil, kaybettiğimiz her şeyi başta insanlığımızı kazanmak gelmektedir. Ve yaşamda hiç süphesiz en başta insanlığını kazanmaktan geçer. Şimdiye kadar her taraftan zincirlenmişsiniz en kötü zincirlenmeyide beyninizde yemişsiniz. Bu zincirler bugün paramparça yürek daha iyi duyuyor, beyin daha iyi düşünüyor, kollar ve bacaklar daha iyi açılıyor. Bu sizi işte yiğitliğe götürür, gözü pekliğe götürür, militanlığa götürür. Ve küçük örneklerle de olsa halk nasıl yiğitlik gösterilebileceğini ortaya çıkarıyor. Çok zayıfta olsa savaşçılarımız nasıl direnileceğini ortaya çıkarmış. Ve kararlılıklar ortaya çıkmış. O zaman daha fazlasını yapmak için yüklenmeliyiz diyorum. İnanıyorum ki bundan sonra her anlamda çaresizlik boyun eğmişlik son bulmuştur. Direnme tüm insanlarımızın vazgeçilmez yaşam şekli olmuştur.
ROJAVA – SPOT
Her Keziyek, Dibe Guleyek
Yurtsever Genç Kadın Dergisi Ocak – Şubat Sayısı Çıktı
Yurtsever Genç Kadın dergimiz 2026 yılının Ocak-Şubat sayısında, “NEGATİF GÖREVLER BİTTİ, SIRA POZİTİF GÖREVLERDE” şiarıyla okurlarıyla buluşuyor. Dergimiz “Pozitif Görevler” teması ile yeni yılın ilk sayısında yeniden sizlerle. Yeni süreçte pozitif inşa görevlerini konu alan dergimizde, 9 Ocak Katliamını ve Uluslararası Komployu konu alan “Kadının Özgürleşmesi Sakine’nin Mücadelesidir” adlı önderlik talimatı yer alıyor. “Yeni Yılı Demokratik Toplum Aşkı İle Karşılayan Tüm Genç Kadınlara!” adlı genç kadın perspektifi ve “Toplumsallığı Yaratmak Temel Görevimizdir” adlı üniversite perspektifini de sizlerle paylaşıyoruz. Dosya kategorisinde komplo gerçekliğine, Kadının kaleminden bölümünde ise Negatif-Pozitif Düşünce tarzı ve sonuçlarına yer verdik. Dergimizin ideoloji bölümünde genç kadınlara yönelik pozitif görevleri açımlayan “Yaşamı Örgütlemenin Adı, İdeolojik ve Politik Olmaktır.” adlı yazımızı sizlerle buluşturuyoruz. Yurtsever genç kadın dergimiz, yeni yılın diğer sayılarında özgürlük arayışçılarına ışık olmaya devam edecektir. Yeni bir sayıda buluşuncaya dek genç kalın genç yaşayın!
Özel Savaşa Karşı Yurtseverlik Görevlerimiz- II
Önder APO’nun Yurtseverlik üzerinde değerlendirmeleri. “Hiç bir hareketin yapamayacağı kadar fedekarlık, cesaret gösterilmiştir. Sonuna kadar büyük değer nedir, yüce değer nedir gösterilmiştir. Daha fazlası duygusal yoğunlukta and ister. O halde size düşen elden gelen ne ister? Öyle katılacaksınız! Ne yapabiliyorsak, yapın! Ben inanıyorum ki herkes de bir çok şey yapabilir. Biz bu kadar zor koşullarda bunu yapabildiğimize göre hepimiz bir şeyler yapabiliriz. Bu yeni bir yürüyüş şeklimiz oluyor. İşte baştan da çok eleştirdim, suçladım; aldanıyorsunuz dedim, aldatıyorsunuz kendinizi dedim. Ondan kurtulmaktır. Kurtulmak mı istiyorsunuz aldanmaktan, ikiyüzlülükten, sahtelikten? Bu yolu seçeceksiniz! Bunun dışında yüzünüz yok. İnsanlığa karşı yüzünüz olmaz. Tek bir çıkış yolunuz vardır bu da söylediğim bu yoldur. Bunu illa gelin, yapın, yalvararak bunu söylemiyorum. Gerçekten bu dünyada farklı bir yol olsaydı ben kendim giderdim hepinizden önce. Bu kadar zor koşullarda şahsi bir yol bulur yürürdüm, yok. Çok düşündüm, çok taşındım, çok mücadele ettim bu yoldan başka bir yol bulamadım. Bu yol gerçekten sizlerin biricik yoludur. Çünkü ben özgür bir adamım istediğim yolu seçmekte özgürüm sizin benim kadar özgürlüğünüz yoktur. O halde benden daha fazla siz mecbursunuz bu yolda yürümeye. Çünkü sizin özgürleşmeye, sizin gerçekten her türlü sahtekarlıktan, aldanmaktan kurtulmaya ihtiyacınız var. Biraz sahip olan sizsiniz. Benden daha fazla elbette ki siz bunu bir ihtiyaç olarak belirleyecek, yürüyeceksiniz. Benim kıyameti koparmam şahsım için değil aslında. Kişi olarak kendimi yaşatabilirdim, kimse ne engel olabilirdi, kimse de fark etmezdi bile. Ama milyonların işgali esas yönlendiren neden oluyor. Bizim yapacağımız iş olmadığına göre, milyonlar için olduğuna göre, milyonların en başında sizin yer almanız gerektiğine göre o zaman yürürsünüz. Eski ahlakı terk edeceksiniz. Eski yaşamı, düşünce demeyeyim, düşüncesizliği terk edeceksiniz. Onları hiçbir hayrı yok. Dedim ya sizi birey olarak her şeye kul köle etmekten ülkeye götürmedik. Boyun eğdirmekten ülkeye götürmedik. Her şeyi kaybettirmekten ülkeye götürmedik. Ama bu yol kazandırıyor. Yaşamı kazandırıyor, özgürlüğü kazandırıyor, onuru kazandırıyor. İnsan da değer bir varlıktır yani. Biraz vatanını düşünür, biraz onurunu düşünür, biraz özgürlüğünü düşünür, öyle biraz saygı görebilir. İnsan sizin yüzünüze öyle bakabilir…”
Kadın ve Toplum Kırımına Karşı Öz Savunma Zamanı!
Yurtsever Genç Kadın Dergisinin Kasım- Aralık Sayısı Çıktı

Yurtsever Genç Kadın dergimiz Kasım-Aralık sayısında jineoloji temasıyla okurlarıyla buluşuyor. “Jineolojik bakış açısıyla demokratik toplum inşasına” şiarıyla hazırladığımız dergimizin bu sayısında ilk yazı Önder APO’nun toplumsal sorunsallığa jineolojiyle cevap aradığı perspektif olurken genç kadınlar için kaleme aldığımız perspektifi de sizlerle paylaşıyoruz. Dergimizin dosya bölümünde ise Pelşîn Tolhildan’ın kaleme aldığı öz savunmanın direği, duygusal öz savunma başlıklı yazıyı ve Önder APO’nun PKK şehitlerine dair değerlendirmelerini siz değerli yurtsever genç kadınlarla buluşturuyoruz. Yurtsever Genç Kadın dergimiz bu sayısında jineoloji akademisi üyesi Zozan Sima ile yaptığımız söyleşiyi ve Heja Zerya’nın “Anlamlı yaşam bilimi: Jineoloji” adlı yazısını sizlerle paylaşıyoruz. Üniversite kategorisinde “Hangi coğrafyanın kadınlarıyız” başlıklı perspektifi ile de siz genç kadınlara yol ve yöntemler öneriyor. Daha birçok kategori ile siz değerli okuyucularımız için hazırladığımız dergimiz bu sayısında genç kadınlara demokratik toplum inşasında jineolojik bir bakış açısı sunmayı amaçlıyor. Dergimize aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz. Gelecek yılda yeni sayımızda buluşuncaya dek genç kalın genç yaşayın.